Galata Kulesi
Galata Kulesi ve Galata Köprüsü’nü sizlere anlatmadan önce bu semt hakkında biraz bilgi vermek istiyoruz.
Haliç’in kuzeyinde kalan tepenin üst kısmında yer alan Galata, Yunan ve Roma şehirlerine ait kalıntıların üzerine kurulmuştur. 13. yy.’da yaşamış olan Roma hükümdarı VIII. Michael Paleologous savunma amacı ile duvar örmemeleri şartı ile Cenovalılara buraya yerleşme izni vermiştir. Bu anlaşmayı hiçe sayıp etrafına duvar ören Cenovalılar yaptıkları bu itaatsizliği affettirmek amacı ile Galata Kulesini inşa etmişlerdir. Bölge başta İtalyan Alman, Ermeni, Yahudi, Avusturyalı tüccarlar olmak üzere dünyanın birçok köşesinden gelenlerin kültürlerinden beslenerek adeta bir kültür mozaiği haline gelmiştir. Hızla artan ticaret Galata bankerleri hikayesinin doğmasına sebep olmuştur.
İlk olarak Bizans zamanında yerli tüccarların ihtiyaçlarını karşılamak için borçlandıkları zamanla ülke dışından da borçlanmak isteyenlerin taleplerini karşılayan kişilere Galata bankerleri ismi verilmekteydi. Hükümete ve özel sektöre sağladıkları finansal kaynağın yanı sıra vergi toplama görevi de verilen bu kişiler imparatorluk nezdinde önemli bir yere sahiplerdi.
Galata Kulesi
Beyoğlu semalarında yükselen Avrupa yakasının adeta bir simgesi haline gelmiş olan konik bir şapka görünümlü kule, kubbesi hariç 66.90 m uzunluğundadır.
Kulenin tarihçesi 5. veya 6. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Bugün karşımıza çıkan eser ise 14. yüzyılda Cenovalılar tarafından yeniden inşa edilmiş; duvarlarının büyük çoğunluğu yok olmuş ama hala o dönemden derin izler taşıyarak ayakta kalmayı başarmıştır.
Galata isminin nerden geldiği konusu kesinlik kazanmamakla birlikte bazı kaynaklarda çevresinde bulunan çok sayıda mandıra sebebi ile Yunancada süt anlamına gelen “gala” kelimesinden türetilmiş olduğu; diğer kaynaklara göre ise, İtalyanca’da denize ulaşan yol anlamına gelen, Galata’nın topografik açıdan konumunu da anlatan “colata” kelimesinden yola çıkıldığı belirtilmektedir.
Galata kulesi birçok farklı isme sahip olmakla birlikte çok sayıda egemenlil altına da girmiştir. Cenovalılar kuleyi savunma amacı ile kullanmışlardır. Romalılardan kalma duman aracılığı ile haberleşme sistemini kulenin tepesinde yaktıkları ateş sayesinde hayata geçirerek kuleyi adeta bir deniz feneri olarak da kullanmışlardır. Osmanlılar döneminde ise önceleri hapishaneye dönüştürülen kule daha sonra askeri bando mensupları için misafirhane olarak hizmet vermeye başlanmıştır. Ayrıca orman yangınlarından en kısa sürede haberdar olunabilinmesi için gözlemevi olarak da kullanılmıştır.
1638 yılında kollarına kendi yapmış olduğu kanatları takarak kuleden Asya kıtasında yer alan Üsküdar’a uçmaya çalışan Hezarfen Ahmet Çelebi kadar kuleyi bu denli yaratıcı şekilde kullanan olmamıştır. Sayısız deneme ve kimbilir kırılan kaç kemik sonrasında rüzgarında yardımı ile Boğazı geçmeyi başarmıştır. Bu cesareti ile adrenalini yüksek sporların da ortaya çıkmasına öncü olmuştur. Her gün uçma hevesi ile kuleye tırmanan Hezarfen Ahmet Çelebi’yi görenler bir süre sonra amaçları uçmak olmasa da halat yardımı ile kuleye tırmanmaya başlamışlar ve zamanla bunu bir spor haline getirmişlerdir.
Haliç’i baştan başa görme imkanı sağlamasının dışında bu denli heyecanlı olaylar ile artık karşılaşılmamaktadır. Önceleri sadece tepesinde bir gözlem balkonu bulunan kuleye 1990 yılında yapılan son restorasyondan ile bir restaurant ve bir gece kulubü dahil edilmiştir. Yükseklik korkusu olanların uzak durmasını tavsiye ettiğimiz balkon zaman içinde dar hale gelmesinin ve rüzgara karşı savunmasız olmasına karşın ziyaret edilmeye değerdir.
Yukarı çıkmak isteyenler için merdivenler dışında kullanabilecekleri iki adet asansör olduğunu da ayrıca belirtmek isterim.
Kuledeki restaurant Pazartesi’den Cuma’ya kadar her akşam Türk Gecesi düzenlemektedir. Akşam yemeği bu gösteriye dahildir.
Sabahın erken saatlerinden gece geç vakitlere kadar açıktır.
Feribot ile : Karaköy iskelesi Otobüs ile: Taksim veya Sultanahmet’ten haraket eden T4 numaralı otobüs ile Karaköy durağı Giriş ücreti: 7 YTL
Galata Köprüsü
Eminönü Meydanı ve Beyoğlu arasında yer alan köprü tam bu noktada Haliç’i kesmektedir.
Daha önce üç defa yeniden yapılandırılan köprü 1910 yılındaki demir yapısının 1992 yılında değiştirilmesi sonucunda bugünkü halini almıştır. Daha önceki köprülerin sebep olduğu asıl sorun duba üzerine oturtulmuş oldukları için Haliç’in temiz kalmasını sağlayan su devinimine engel olmalarıydı.
İstanbulluların balık tutmak için tercih ettikleri, çoğu zaman oldukça haraketli ve kalabalık olan Galata köprüsü; manzara eşliğinde taze balık yeme imkanı sağlayan köprü altı restaurantları ile vazgeçilmez bir mekan olmaktadır.
Tramvay, otobüs ve motor vasıtası ile Eminönü durağında inerek Galata Köprüsüne ulaşabilirsiniz. |